Bodrumdan Gelen Koku (6. ve 7. Bölüm)
- Irmak Üzüm
- Sep 20, 2021
- 4 min read

VI.
Dr. Ross Williams ve Dedektif Miller sorgu odasındalar… Dedektif Miller hala bir şey söylememekteydi. Ross Williams artık bayılmanın eşiğinde gibi görünmekteydi. Suçlu olduğunda bir şüphe yoktu, asıl gizem bunu neden yaptığıydı. Hastanedeki sorgudan (!) sonra Dr. Mary Jones ve onu komiserliğe getirmişlerdi. Şüpheli suç ortağıyla Baş Komiser Doris ilgileniyordu. Kadın koşmamaya niyetli görünüyordu ama adam kırılma noktasındaydı. Adam Dedektif Miller’ın tek kelime etmeden gözlerinin içine bakmasına artık dayanamayarak bağırdı: “Ben yaptım! Lanet olsun, ben yaptım işte! Yeter artık dayanamıyorum. Susup durma artık! Yeter!”. Dedektif Miller manalı bir bakış attı. Başından beri bu anı bekliyordu. Dedektifin sakinliği karşısında iyice kendini kaybeden Williams saçlarını yoluyor, bağırıp çağırıyordu. Akli dengesinin yerinde olmadığı belliydi. Ama dedektif Miller hala tatmin olmamıştı. Sonunda sessizliğini bozarak sordu: “Neden Williams?”. Adam şimdi de ağlamaya başlamıştı. Bir süre hıçkırıkları arasında boğulduktan sonra mırıltıya benzer bir sesle konuşmaya başladı…
~
Ross Williams için her şey çok hızlı gelişmişti. Daha bu sene tıp fakültesini bitirmiş, Santa Maria Hastanesi’nde çalışmaya başlayalı da ancak sekiz ay kadar olmuştu. Dr. Mary Jones ona atanan gözetmen doktordu. Hastaneye geldiği ilk andan itibaren ona çok yardımcı olmuş ona hep iyi davranmıştı. Hastanedeki ikinci ayında aralarında bir yakınlaşma olmuş ve geceyi beraber geçirmişlerdi. O günden itibaren hiç ayrılmaz olmuşlardı. Birbirlerine olan güvenleri arttığından her şeyi paylaşmaya başlamışlardı. Tüm sırlarını anlatmışlardı. Herkesin ufak sırları vardır ancak Mary’ninki dudak uçuklatıcıydı: Bir süredir hastaneden yatıştırıcı çalıp bunları uyuşturucu tedarikçilerine iyi paraya satıyordu. Mary bunu ilk itiraf ettiğinde Ross kulaklarına inanamamıştı. Yaptığı hareketin çok yanlış olduğunu söyleyerek ondan ayrılmıştı ama ona beslediği hislerden dolayı onu şikâyet etmeye gönlü el vermemişti. Hastanede daha kimse durumdan haberdar değildi, insanlar yatıştırıcı eksikliğinden yakınıyordu ama onların çalınıyor olabilecekleri kimsenin aklına gelmemişti. Ta ki Oscar Davis hastaneye gelene kadar. O malum akşam Mary konuşmak istediğini söyleyerek Ross’u ameliyathaneye çağırmıştı. Yaptıklarında daha önce bahsetmediği için çok pişman olduğunu söyleyerek ondan özür dilemişti. Ama bu işi bırakmayacağını da net olarak belirtmişti. Durumu çok şüpheli hale gelene kadar devam edecekti. Bu işte çok iyi para olduğunu, hastanede hak ettiklerinde çok daha az kazandıklarını söyleyerek onun aklını çelmiş ve onu bu işe girmeye ikna etmişti. Ardından da öpüşmeye başlamışlardı. Bu esnada boynundaki stetoskop yere düşmüş ve akşam olduğunda oldukça boş olan hastanede büyük bir gürültü yaratmıştı. Mary endişeyle kapıya yönelmiş ve bir gelen olup olmadığını kontrol ettikten sonra ona sessiz olmasını söylemişti. Acele etmeleri gerekiyordu. Dolaptaki yatıştırıcıları hemen yanında getirdiği çantaya doldurmaya başlamışlardı. Tam o sırada Oscar içeri girmiş ve onları suçüstü yakalamıştı. Ross tam ona işlerin göründüğü gibi olmadığını söyleyecekken Mary elinin altında ne varsa Oscar’a fırlatmaya başlamıştı. Adeta çıldırmış gibiydi. Ross onun hareketleri karşısında şaşkına dönmüştü. Ama artık Oscar’ı ikna etme şansları kaybettikleri için Ross da kaba kuvvete başvurmuş ve ona tehditler yağdırmaya başlamıştı. Burayı kendinin dağıttığını söyleyecek ve derhal istifa edecekti. Eğer onları şikâyet edecek olursa da onu öldüreceğini söylemişti. Bir anda başına gelenler karşısında dehşete uğrayan zavallı Oscar canını kurtarmak için ne dedilerse kabul etmiş ve harfi harfine uygulamıştı…
~
Aradan altı ay geçmiş ve Oscar’dan bir ses çıkmamıştı ama doğal olarak cerrahlar yatıştırıcıların büyük hızla kaybolmaya başladığını fark etmeye başlamışlardı. Mola odasında tek konuşulan konu buydu. Mary bir gün endişeyle yanına gelmiş ve bazı cerrahların toplaşıp bu kayıpları Mr. Lee’ye bildireceklerini duyduğunu söylemişti. Son zamanlarda herkesten şüphelenmeye başlamıştı zaten. İyice paranoyaklaşmıştı. Ross onun için endişeleniyordu. Artık bu işi bırakmaları gerektiğini söylüyor ama Mary’e söz geçiremiyordu. Ardından bir gün Mary koşarak yanına gelmiş ve Oscar’ı hastanenin etrafında gördüğünü söylemişti. Onları şikâyet edeceğini, ele vereceğini ve onu durdurmak için onu öldürmeleri gerekeceğini söylüyordu. Ross elbette başta ona inanmamış başka birini görmüş olması gerektiğini, kimseyi öldürmeyeceklerini belirtmişti. Ama Mary ısrarcıydı, onu zorla dışarı çıkarmış ve hastanenin karşı sokağından geçmekte olan Oscar’ı göstermişti. Gerçekten de oydu. Eğer onları şikâyet ederse her şeylerini kaybedeceklerini söyleyerek onu Oscar’ı öldürmeye ikna etmiş ve hemen o anda bir plan kurmaya başlamıştı. Mary’nin hastalıklı aklına göre (Ross sorgu esnasında burayı vurgulamıştı) her şey çok basitti. Ama öncesinde onun hakkında biraz araştırma yapmaları gerekecekti. Cinayeti hastanede veya civarda işleyemezlerdi. Kendi evi de çok şüphe çekerdi. Bunu tanıdıklarının evinde yapmaları gerekiyordu bu sayede onlar şüpheli görünürdü. Ailesinin bu civarda yaşadığını zaten biliyorlardı. Şaşırtıcı istifa olayı gerçekleştiğinde uzun bir süre o ve ailesi tartışma konusu olmuştu. Cerrahlardan bazıları Davidsonlarla tanışlardı. Ondan bilgi elde edebilirlerdi. Ertesi sabah Mary cinayeti planlamıştı. Davidsonların nerede yaşadıklarını öğrenmişti. Öncelikle ablasında gelmiş gibi görünen bir telgrafla Oscar’ı onların evine çekeceklerdi. Ardından onu eterle bayıltacak neşterle boynunu keserek canını alacaklardı. Tabi hiçbir iz bırakmamaları gerekiyordu. Ayrıca işi hemen o akşam halletmeleri gerekiyordu çünkü Mary bağlantılarını kullanarak Davidsonların arkadaşlarını ziyarete gideceklerini öğrenmişti. Bağlantıları yine cinayet için en uygun yerin terk edilmişe benzeyen bodrum katı olduğunu söylemişti. Oldukça kafa karıştırıcı olacak ayrıca fark edilmesi de zaman alacağından ceset çoktan çürümüş olacaktı. Mary’e göre plan şahaneydi. Ve planı uygulamışlardı. Gerisini zaten biliyoruz.
~
Dedektif Miller aradığı cevapları almıştı. Şimdi Ross ve Mary’i nezarethaneye götüreceklerdi. Gerisi polisin ve savcının bileceği işti. Bir polis memuru çağırdı ve Ross Williams’ı kelepçeleyip odadan dışarı çıkardılar. Tam o sırada Baş Komiser Doris de Mary Jones’la işini bitirmiş onu götürüyordu. İki suçluyu yan yana götürürlerken Mary uzun süredir koruduğu sakinliğini bozarak bağırıp çağırmaya ve Ross’a hakaretler yağdırmaya başladı. Onun beceriksizliği yüzünden bu duruma düştüklerini söylüyordu. Ross ise sessizce yürüyordu. Onun bu teslimiyetine dayanamayan Mary Baş Komiser Doris’in karnına dirseğini indirdi ve silahına ulaşmaya çalıştı. Mr. Doris onu engellemeye çalışmak için bir hamle yaptı ve silah patladı.
VII.
5 Mart 1969
Küçük George aniden uyandı. Yatağı sırılsıklamdı. Kokuyla etrafına bakındı. Kardeşi Jake hala uyanmamıştı. Saat daha erken olsa gerekti ama yine de dışarıdan hararetli ayak sesleri geliyordu. Demek anne babası uyanmıştı. Uyanık halde yatağında uzanırken aşağı kattan tanımadığı bir ses işitti. Bu herhalde dün çağırdıkları çilingir olmalıydı. Odadan çıkıp koridordaki saate baktı: 7’ye 5 vardı. Çilingirin gelmesi için oldukça erken bir saatti ama üzerinde çok durmadı. Yavaş yavaş merdivenlerden indi ve alt kata ulaştı. Annesi divanda oturmaktaydı. “Günaydın anne!” dedi…
SON
Irmak Üzüm




Comments