Bodrumdan Gelen Koku (3. ve 4. Bölüm)
- Irmak Üzüm
- Sep 4, 2021
- 4 min read

III.
Mr. Jacop Miller olay yerine vardığında saat 9’u 5 geçiyordu. 69 model Mustang’ından inen dedektif hemen bahçede bulunan Baş Komiser Doris’in yanına gitti. Bir süre konuştular. Bu sırada küçük George evlerinin tozlu penceresinden (yaşanan korkunç olaylardan dolayı pencereler temizlenmemişti) onları izliyordu. Baş Komiser, Mr. Miller’ı olay hakkında bilgilendiriyor olmalıydı ki dedektifin surat ifadesi her geçen an değişiyor, daha karanlık bir hale bürünüyordu. İşinin ehli olduğu hareketlerinden belliydi. Belki de bu düşünce sadece George’un dedektiflere duyduğu hayranlıktan kaynaklanıyordu (dedektif romanları okumaya bayılırdı).
~
Baş komiserle (şimdilik) işini bitirdikten sonra yavaş ve kendinden emin adımlarla Mr. Davidson’un yanına geldi ve onunla da birkaç kelime etti. Sonra dostça ama yine de mesafeli bir şekilde elini omzuna koydu ve birkaç defa hafifçe vurdu. Bu herhalde onu ve içinde bulunduğu durumu anladığının ve ona yardım edeceğinin sessiz göstergesiydi. Mr. Davidson bu hareket karşısında başını hafifçe eğmekle yetindi. Ardından beraber oturma odasına yöneldiler. Odada ne konuştuklarını tam olarak bilemese de vaka hakkında babasının bildiklerinden, olayların nasıl geliştiğinden, aklına gelen olası cevaplardan ve olay hakkındaki şüphelerinden bahsettiklerini düşünüyordu George. Odadan çıktıklarında Mr. Davidson rahatlamış, dedektif ise düşünceli görünüyordu. Ardından annesi odaya girdi, düne nazaran daha iyi görünüyordu. Yaşananlardan sonra içine kapanmış olan annesi, Mr. Miller’ın soruşturması hakkında pek konuşmadı. George nasıl geçtiğinde “Fena değildi, önemli bir şey olmadı.” demekle yetindi ve yorgun olduğunu söyleyip odasına çıktı. Ama her ne derse desin daha az dertli görünüyordu ve George için tek önemli olan da buydu zaten. Öğleden sonraya doğru Davidson ailesinin masumiyetini kanıtlayacak olan tanıklar da sorguya alındı ve aileye yönelik suçlama ihtimali silinmiş oldu. Bu en azından ailenin adının aklanmasını sağlayacaktı ve gözler onların üzerinden çekilecekti. Mr. Miller’ın aklında ise tek bir soru vardı: Herkes tarafından seviliyor gibi görünen ve şimdilik herhangi bir bilinen düşmanı olmayan Oscar’ı kim öldürmek istemişti?

IV.
Evdeki bu kargaşa hali bir süre daha devam etmişti. Ev yol geçen hanına dönmüştü. Polis memurları sürekli eve girip çıkıyor, ev olay yeri haline geldiğinden polis, gazeteci, muhabir, sokaktan geçen ve olayı merak edenler evin önünde toplaşıyorlardı. Dün sabah saat 8 sularında dayıları Oscar’ın ölü bedenini, öldürüldüğü pozisyonun şeklini tebeşirle yere çizdikten sonra, adli tıbba, incelemeye gönderdiler. Bu sayede tam olarak hangi tür silahla öldürüldüğü ve tam ölüm saati dolayısıyla olası tanık ve şüpheliler belirlenecekti. Dedektif Miller başta olmak üzere herkes gergin bir şekilde sonuçları beklemekteydi.
~
Öğleye doğru Dedektif Miller ve Baş Komiser Doris sonuçları almak üzere merkeze çağırıldılar. Yapılan incelemelere göre Oscar Davis 3 Mart cuma akşamı saat 9 sularında boynuna aldığı kesikle, daha spesifik olmak gerekirse şah damarına aldığı bir bisturi darbesiyle, hayatını kaybetmişti. Silah olarak medikal bisturinin kullanılması kesiğin düzgünlüğünü açıklamaktaydı.
Bu yeni öğrenilen detaylar Mr. Miller’ın kafasında bazı yeni sorular oluşturduğu gibi bazılarını da cevaplamaktaydı. Bu, öylece sokaktan geçen bir serserinin mahareti değildi. Önceden, incelikle planlanmış ve başarıyla uygulanmış bir cinayetti. Bir kere cinayetin zamanlaması mükemmeldi. Herkesin evden uzakta olduğu nadir anlardan birinde işlenmişti, ayarlanmamış olması imkansızdı. Ayrıca mekân da kafa karıştırmak için özellikle seçilmişti. Yirmi senedir bu evde yaşayan Davidson ailesinin bir kere bile kullanmadıkları, anahtarlarının yerini bile bilmedikleri bodrum katı. Bu hem gözleri ailenin üzerine çekecek ve isimlerini kirletecek hem de onlara asla yaşayacaklarını düşünmedikleri bir dehşet yaşatacaktı. Bu aileyi hem maddi hem de manevi açıdan sarsacak bir hamleydi. Bu cinayeti işleyenin ailenin acını yakmak, intikam almak istediği belliydi. Bu sadece Oscar’a değil tüm aileye karşı işlenmiş bir cinayetti. Gerçi Martin Davidson hiçbir düşmanları olmadığı söylemişti ama eldekilere bakılırsa ağzını biraz daha aramak iyi olacaktı.
Ayrıca cinayet silahı olarak medikal bisturi kullanılması da göz ardı edilemeyecek bir detaydı. Medikal alanda çalışmayan bir kişinin kolayca ulaşabileceği bir alet değildi. Adlî tıp uzmanının söylediğine göre bu ancak bir ameliyathaneden alınmış olabilirdi. Zaten cinayet bıçağı ne olay yerinde ne de evin etrafında bulunabilmişti. Bu da ameliyathanede eksikliğinin hissedileceğinden kaynaklanıyor olmalıydı. Kesiğin düzgünlüğü ve inceliği de hesaba katıldığında bunu ancak bir uzman cerrah yapmış olabileceği sonucuna ulaşılıyordu. Ayrıca kesiğin derinliği de cinayeti işleyenin oldukça güçlü olduğuna işaretti dolayısıyla bir kadın tarafından işlenmesi düşük bir ihtimaldi. Gerçi asla tam olarak emin olunamazdı. Bunun yanında adli tıp uzmanı Mr. Allen’ın aklını karıştıran başka bir durum söz konusuydu daha önce de üzerinde durulduğu gibi Oscar’ın boynundaki kesik olağanüstü şekilde düzgündü, bir kavga esnasında oluşamayacak kadar düzgün. Elbette önce bir darbeyle bayıltılıp sonra da kesikle öldürülmüş olabilirdi ancak Oscar’ın vücudunda bir boğuşmaya işaret eden hiçbir iz bulunmamaktaydı. Bunun üzerine uyuşturucu verildiğini düşünerek kan tahlili yapmışlardı ancak kanında herhangi bir yatıştırıcının izine rastlanmamıştı. Oldukça sağlıklı bir vücudu olduğundan kendiliğinden bayılması da söz konusu değildi. Bu da geriye solunum yoluyla bir yatıştırıcı koklatıldığı sonucunu bırakıyordu. Büyük ihtimalle eterle bayıltılmıştı. Ancak Davidsonların ne bahçelerinde ne de verandalarında herhangi bir sürüklenme izi bulunmadığından, önce bayıltılıp sonra bodruma getirilmesi olanaklı değildi. Mr. Miller’ın teorisine göre Oscar önce bodrum kata çağırılmış ardından orada eterle bayıltılıp bisturiyle şah damarı kesilerek ölüme terk edilmişti. Kesiğin açıldığı yere bakılırsa da katilin solak olması gerekti.
~
Jacop Miller aklında tüm bu düşünce ve teorilerle Davidsonların evine doğru yürüyordu. Baş Komiser Doris de yanında yürümekteydi. Mr. Miller Mr. Doris’e katil üzerine yaptığı varsayımları bir bir aktarmıştı. Şimdiyse Mr. Davidson’u tekrar sorgulamak için evine gidiyorlardı. Çünkü her ne kadar şimdiye kadar söylediklerinin doğru olduğunu düşünseler de ifadesinin eksik olduğu barizdi. Hem kendinin ve Oscar’ın olası düşmanları hem de Oscar çalıştığı yerler ve insanlar hakkında biraz daha konuşturulması gerekiyordu. Soruşturmanın başında Oscar’ın şu anda işsiz olduğunu söylemişti ancak daha önce nerelerde çalıştığının da öğrenilmesi gerekecekti, bunu eski bir iş arkadaşının yapmış olması oldukça mümkündü.
Devam Edecek...




Comments